29 Şubat 2012 Çarşamba

Childhood's End (Arthur C. Clarke)

16 Eylül'de başladığım kitabı 5 Ekim'de bitirdim. Gene e-book olarak Kindle ile okudum.


Son zamanlarda okuduğum en harika romanlardan birisiydi diyebilirim. Arthur C. Clarke'ın bu kitabı 1953 yılında yazdığına inanmak gerçekten çok zor. Kitabın neredeyse % 80'ini kaplayan kısımları zevkle okuduktan sonra son % 20'lik kısımda bir anda asıl işlenen konu neydi onu anlıyorsınız ve bir anda olaylar gelişiyor, farklılaşıyor hatta garipleşiyor...

Kitap uzaya gitmeye hazırlanan dünyanın bir anda kocaman uzay gemileri tarafından istilası ile başlıyor. Overlord denen istilacı ırk, uzunca bir süre sadece gözlem yapıyor ve gemilerin şehirlerin üzerinde durması haricinde hiçbir tepki vermiyor. Burada yazarın insalık hakkında çok yaratıcı ve doğru gözlemleri var, tabi bunları Overlord'ların gözünden anlatıyor. İnsanlar hayatlarına etkisi olmadığı için bu gemilere alışıyorlar. Evet insanlar istilaya alışıyorlar...

Overlord'lar sadece tek bir insan ile iletişime geçiyor, bu görüşme gemide ve dolaylı yoldan yani elektronik araçlar aracılığıyle yapılıyor. İnsanların Overlord'ları görmesi ise yanlış hatırlamıyorsam birkaç yüzyıl sonra gerçekleşiyor.

Overlord'ların fiziksel görünüşleri tüm insanların korkmasına ve çekinmesine sebep olacak, iblis denebilecek bir yaratıkla özleştirilmiş. Clarke burdan yola çıkarak Overlord'ların çok eski zamanlarda dünyaya geldiklerini ve etrafa korku, dehşet saçarak ama aynı zamanda amaçlarına ulaşamadan dünyadan ayrıldıkları varsayımına ulaşıyor. Bu da gene çok yaratıcı bir fikir, neden tüm dünyanın aynı fiziksel görünümden korktuğunu, neden tüm insanların bazı şeylere aynı tepkiyi verdiklerini inceliyor. Overlord'lar şiddet kulanmadan sadece teknolojileri ile dünyanın gelişmesine yön veriyorlar. Ama bunu yaparken insanları tamamen kendi istedikleri şekilde gelişmesi için yönlendiriyorlar, art niyetleri var mı yok mu kitabın sonunda bu kararı vermek bize kalıyor.

Bu kısımdan sonrası kitabın tanıtımını aşıyor, eğer okumayı hedefliyorsanız devam etmemenizde fayda var...

Kitap bazı ufak ara hikayelerle devam ediyor. Overlord'lar dünyayı inceliyorlar, katalogluyorlar. Bir insan Overlord'ların gezegenine gitmeyi başarıyor, o gezegeni de inceliyoruz. Sonrasında Overlord'ların aslında basit bir aracı olduklarını öğreniyoruz. Overmind denen bir varlığa hizmet ediyorlar ve anlamaya çalışıyorlar. İnsanlardan zeka ve teknolojik olarak çok üstün kapasitede olmalarına rağmen anlayamıyorlar ve türlerinin sonunun gelmesini engelleyemiyorlar. Peki neyi anlayamıyorlar diyorsanız kitabı okumanız gerekli. Bir çok bilim-kurgu kitabı okudum ama bu kitap kadar farklı, yaratıcı ve garip ama mantıklı olan bir son görmedim.

Kitabın adının da neden Childhood's End olduğunu sonunda anlıyoruz.

Kitabın ingilizcesi birazcık ağırdı ama zevkle okudum ve 10 üzerinden 9,5 verdim.

5 Ocak 2012 Perşembe

Vatan Bilgisayar Macerası

Enteresan bir online alışveriş deneyimim oldu, bu kadar mal satan ama bakkal olarak çalışan mağaza uzun zamandır denk gelmemişti,  paylaşmak istiyorum.

Bir ürünü web sitelerinde uygun fiyata buldum, havale yoluyla ödeyeceğimi belirterek satın aldım ve olaylar gelişti. Satın alma öncesinde havale seçiminden sonra ödenebilecek hesaplar listelendi ben de not aldım hatta seçmiş bile olabilirim. Sipariş tamamlandıktan sonra, sipariş durumu ekranına geçtim, beklediğim sipariş durumu "Ödeme yapılması bekleniyor" tadında birşeydi. Fakat sipariş durumu, "Merkeze iletilmeyi bekliyor."du. Ödemeyi daha yapmadan nasıl bu durumda olması beni kıllandıran ilk işaretti diyebilirim.
Havaleyi hemen yapmak için havale açıklamasına ne yazacağımı aradım durdum ama bulamadım, başka ne olabilirki diye düşünerek havale açıklamasına sipariş numaramı yazarak ödedim. Sipariş durumu iki gün boyunca merkeze gönderilmeyi bekliyor olarak kaldı. Durumdan bıktım ama iki satırlık sipariş takibi ekranında ne ödeme alındı/alınmadı bilgisi, ne de iptal etme imkanı vardı.

Neyse ikinci gün sonunda siparişiniz hazırlanıyor durumuna geçti, iki gün de o durumda kaldıktan sonra sipariş sistemden kayboldu. Tüm bu süre içerisinde bir tane bile mail almadığımı ve kayıtlı kullanıcı olduğumu da belirteyim. Sipariş numarasını elle not almasam ayıkla pirincin taşını. Çağrı merkezini aradım, durumu anlattım, dekontu email atmam gerektiğini söylediler, neden dedim; zaten sistem bu şekilde çalışıyormuş, Bu durum ödememi online olarak anlayacak bir sistemleri olmadığını ve neden siparişin ödeme bilgisini barındırmadığını da açıklıyor :) İptal etmek istediğimi söyledim, yaptığım havele ile ilgili tüm bilgileri verdim, geri havale yapacakları adres ve kişi aynı olmasına rağmen o bilgileri de tekrar verdim, 10 gün içerisinde ücretin geri ödeneceğini söylediler, ama bu süre içerisinde de gene mail atılmayacak dediler.

Şimdi anlıyoruz ki; malı seçip, havale yapıp dekontu fax/mail ile sipariş no belirterek gönderince malın olduğu mağaza bankadan kontrol edecek ve bunu kargolayacak. Peki bunun neresi online alışveriş anlamadım ben, ödemesi alınmayan sipariş nasıl durum değiştirdi ve hazırlanmaya başladı sonra sistemden silindi onu da anlamadım.

Evet fiyatları bazen çok makul ama bilinmeze yolculuk bu adamların online mağazaları.

Tek olumlu nokta çağrı merkezi telefonda bekletmedi, işleyişleri bu şekilde ise zaten pek kullanıldıklarını sanmıyorum. Satışı bu kadar kötü ise, üründe sıkıntı yaşasam başıma neler gelirdi kim bilir.

Not: 09.01.2012 akşamında iadesi yapıldı.

24 Kasım 2011 Perşembe

Assemblers of Infinity (Kevin J. Anderson & Doug Beason)

2 Eylül'de başladığım kitabı 15 Eylül'de bitirdim ve tamamını Kindle üzerinden okudum. Kitap ilk olarak 1993 yılında basılmış ve aynı yıl Nebula Award adayı olmuş. e-book olarak 2010 yılında tekrar hazırlanmış, Smashwords üzerinden çeşitli elektronik formatlar için satın almak mümkün...


Öncelikle itiraf etmeliyimki, kitabı okuyalı 2 aydan fazla olduğu için detayların bazılarını hatırlayamıyorum :)

Roman 21. yüzyıl içerisinde geçiyor. Kitap, Ay Üssü Columbus ile başlıyor. Columbus, Ay üzerindeki yegane yerleşim birimi, teknik elemanlar ve bilim adamlarını barındırıyor. Ay üzerinde Columbus'un yanı sıra birde ileriki zamanlarda planlanan Mars görevlerine hazırlık olması açısından Sim-Mars adında bir eğitim üssü de bulunuyor. Ay ve dünya yörüngelerinde de çeşitli uzay istasyonları var. Bu birimlerin tamamı "United Space Agency" adı altında Washington'dan yönetiliyor. Hikayede önemli rol oynayan bir başka yer ise Antarktika'daki "Nanotechnology Isolation Laboratory" (NIL) ile "Mars Simulation Base".

Kitap nano teknoloji konusu üzerinde geçiyor. Ay üzerindeki monoton bir inceleme görevinde tüm görevliler ve ekiplanlar kaybedilince gözler buraya çevriliyor. Sonrasında bölgeyi incelemeye gidenler ve uydular ile çekilen fotoğraflar, ilgili bölgede çok büyük boyutlarda bir krater olduğunu gösteriyor. Sonrasında ise bunun bir krater değil, inşaatı devam eden bir cisim olduğu anlaşılıyor. Bölgeye yollanan tüm birimler nano-critter ismi verilen nano makinalar tarafıncan parçalanıyor. Bu nano makinaları incelemek için örnek almayı başaran bir ekip ise, bu örnekler yüzünden karantina altına alınıyor.Dünyadaki yönetim, her karşısına çıkan maddeyi parçalayabilen bu nano-critter'lardan korunmak için tüm abartılı yöntemlere başvurunca, tüm ay ve yörüngesinde görevli personel karantinaya alınıyor.

Diğer yandan, Antarktika'daki NIL'de görevli bir bilim adamı Dr. Parvu, bu nano-critter'ların uzaylı yaratıklar tarafından gönderildiği tezini savunuyor. Bu tezdeki en ilginç nokta ise, sadece Ay'a gönderimin yapılmadığı, bu nano boyuttaki makinaların tüm evrene saçıldığı. Bu teze göre Dünya'nın da bu makinaları barındırması gerekiyor. Parvu, kendi nano araştırmalarına, çok daha gelişmiş olan nano-critter incelemelerini de dahil etmek için, Dünya üzerinde örnek aramaya başlıyor.

Tüm bunlar olurken Ay'ın diğer yüzündeki inşaat hızlanarak devam ediyor. Kimisi nano-critter'ların dünyadaki yanlış gelişen bir deney olduğunu savunurken, kimisi de uzaylılar tarafından gönderilmiş ve çok gelişmiş bir teknoloji olduğunu savunuyor. Fakat hiçbir teori, inşa edilenin ne olduğu konusunda bir fikir üretemiyor. Bazıları inşaatın yok edilmesini, bazıları ise beklenip ne olduğunun anlaşılmasının peşinde.

Dahasını anlatırsam okuyacak olanların zevkini kaçırabilirim diye bu noktada hikayeyi bırakıyorum.

Kitaba 10 üzerinden 7,5 verdim. Aslında devam kitaplarının gelmemesine de şaşırdığımı söyleyebilirim, çünkü kitap çok önü açık bir noktada sonlanıyor. Nano-teknoloji ile ilgili çok detaylı bilimsel bilgi yok. Hard Sci-Fi tadını vermesede, her okuyanın anlayıp ilgileneceği kadar bilimsel bilgi kitapta var. Hikaye içerisinde bu bilgiler ile yaratılan fikirleri gerçekten takdir edeceksiniz.